Kudüs ve İslam Ümmetinin Tarihine Geçmiş Şahsiyetler.

Kudüs, geçmişten günümüze kadar topraklarının sürekli kan ile sulandığı, üzerinde siyasi kavgaların, oyunların hiç bitmediği paylaşılamayan şehirdir.

Kudüs’ün tarihi müslümanlar açısındanda çok önemlidir. Kudüs gibi Müslümanlar’ın en kutsal üçüncü şehri olan bir yerin işgal altında olması tüm İslam aleminin büyük bir ayıbıdır. Tarihte zaman zaman Haçlı ve Yahudi işgal girişimleri olmuşsa da, bu girişimler kısa süreli olmuş ve Müslümanlar bu kutsal şehri tekrar tekrar fethedip kurtarmışlardır.

638 yılından 1099 yılına kadar Müslümanlar’ın elinde olan Kudüs, 1099 yılında Haçlı orduları tarafından işgal edilmiş ve 88 yıl sonra Selahattin Eyyübi tarafından Kudüs tekrar Müslümümanlar’ın hakimiyetine geçmiş ve 1917 yılına kadar da Müslümanlar’ın hakimiyetinde kalmıştır.

Ecdadımız da 1517 yılında fethettiği Kudüs’e tam 400 yıl boyunca Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin iç içe yaşadığı Kudüs’ü adaletle yönetmiş, bu kutsal şehre büyük eserler bağışlamışlardır.

Kudüs şehri, tüm dinler ve tüm medeniyetler tarafından her zaman cazibe noktası oldu. Peygamberlerin de yaşadığı bu şehir, birçok devlet tarafından fethedildi yüzlerce eser yapıldı. Kudüs ve Filistin davası denilince aklımıza gelen bazı şahsiyetlerin isimlerini yazımızda anacağız Allah (c.c) hepsinden razı olsun ve onların yolundan gitmeyi bizlere de nasip eylesin. 

HZ. ÖMER (R.A.) (581 – 644)

Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ilk kıblesi olması ve Hz. Peygamber’in Miraç hadisesinde Mescid-i Aksa’ya gitmesi Kudüs’ü önemli kılıyordu. 638 yılında Kudüs İslam orduları tarafından kuşatıldı. Hristiyanlar şehri savunmaya çalıştı fakat destek kuvvetlerinin geldiğini öğrenince barış talebinde bulundu ve şehri teslim etmek için halife Hz. Ömer’in bizzat gelip teslim almasını şart koştu.

EBU UBEYDE B. EL-CERRAH (R.A.) (582-639)

Resûl-i Ekrem, Her ümmetin bir emini vardır; bu ümmetin emini de Ebû Ubeyde b. Cerrâh’tır”diyerek onu Necran’a gönderdi. Ebû Bekir ve Ömer’in de aralarında bulunduğu bazı sahâbîler Ebû Ubeyde’ye halife olarak biat etmek istediler. Fakat Ebû Ubeyde, bu göreve Hz. Ebû Bekir’in lâyık olduğunu söyleyerek teklifi kabul etmedi. Hz. Ömer Şam bölgesindeki orduların başkumandanlığına getirildi. Bu dönemde Dımaşk, Humus, Hama, Lazkiye, Halep, Antakya ve Kudüs başta olmak üzere Suriye bölgesindeki birçok şehrin fethi onun komutanlığında gerçekleştirildi.

ABDÜLMELİK BİN MERVAN (646 – 705)

Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan, Kudüs’e Müslüman kimliğini kazandıran isimlerden. Kubbet-üs Sahra’nın yapımına onun döneminde başlanmış. İslam tarihinin kubbeli ilk yapılarından olan Kubbet-üs Sahra, tamamen yıkılmadan günümüze kadar ulaşan en eski İslam eseri.

SELAHATTİN EYYUBİ (1138 – 4 Mart 1193)

Eyyubi Devleti’nin kurucusu Selahaddin Eyyubi, İslam coğrafyasında birliği sağlamanın yanı sıra Haçlılarla da mücadele etti. 1171’de Fatımi devletine son verdikten sonra Hıttin’de karşılaştığı Haçlı ordusunu mağlup eden Selahaddin, Kudüs’ü kuşattı. Şehrin dışarıyla bağlantısı kesilince kuşatma uzun sürmedi 2 Ekim 1187’de Kudüs, Selahaddin Eyyubi’ye teslim edildi. Şehirdeki 88 yıllık Haçlı İşgali sona ermiş oldu.

SULTAN KAYITBAY (1423 – 8 Ağustos 1496)

Kendisinden önce bölgede hüküm süren pek çok isim gibi Memlük Sultanı Kayıtbay da Kudüs’e oldukça büyük bir önem verdi. Mescid-i Aksâ, Kayıtbay döneminde yenilenmiş ve bazı sağlamlaştırma çalışmaları yapılmış. El-Melikü’l-Eşref tarafından Aksâ arazisinde yaptırılan sebili onartmış ve eserin “Kayıtbay Sebili” olarak anılmasını sağlamış. Ayrıca şehirde Kayıtbay tarafından yaptırılan medrese, çeşme ve han gibi eserler de bulunuyor.

YAVUZ SULTAN SELİM (10 Ekim 1470 – 22 Eylül 1520)

Yavuz, Kudüs’ün Osmanlı egemenliğine girmesini sağlayan Osmanlı padişahı. Kudüs’ün fethinden sonra Yavuz Sultan Selim, şehrin ismini “Kudüs-ü Şerif” olarak değiştirdi ve Osmanlı Devleti, Kudüs’e 400 yıl boyunca hizmetkârlık oldu. Osmanlı için her zaman büyük önem taşıyan mukaddes Kudüs şehrinde birçok sultan hizmette bulundu.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN (6 Kasım 1494 – 6 Eylül 1566)

Yavuz Sultan Selim’in vefatından sonra Kanuni Sultan Süleyman da Kudüs-ü Şerif için birçok hizmette bulundu. Şehrin surlarını yeniledikten sonra Kudüs kalesinin restoresini yaptırmış, çok sayıda çeşme inşa etmiş; Mescid-i Aksâ’nın sur ve kapılarını yenileten padişah, Kubbetü’s Sahra’nın yer döşemelerini de yaptırmış. Silsile kubbesinin fayansları yenilenirken, Bab-ı Zehebi kapısını kapattırmış, eşi Hürrem Sultan adına tekke inşa ettirmişti. Kanuni, Kudüs’te özellikle şehrin su sıkıntısı, Mescid-i Aksâ’nın bakım-onarımı, güvenliği ve Kudüs surlarının yeniden inşasına çok önem verdi. Kanuni’nin emriyle inşa edilen eski şehir surları, Osmanlıların Kudüs’te bıraktığı en önemli eserlerden birisi. Surlar, günümüzde hâlâ ayakta. Kanuni döneminde yeniden inşa edilen sur kapılarında sultanın yaptırdığına dair kitabeler yer alıyor.

FAYSAL B. ABDÜLAZİZ EL-SUUD (1906-1975)

Mescid-i Aksâ’nın ateşe verilmesi, Müslüman dünyayı birleştirmişti. İsrail’e karşı müsamahakâr tavır benimseyen ülkeler bile, yaşananlar karşısında büyük öfke duymuştu. Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdulaziz’in çağrısıyla 22-25 Eylül 1969’da Fas’ın başkenti Rabat’ta toplanan İslâm ülkeleri devlet, hükümet başkanları, Merkezi Kudüs-ü Şerif olan “İslâm Konferansı Örgütü”nün (İKÖ) kurulmasında anlaştı. Kral Faysal bin Abdulaziz Kudüs için bu hayırlı adımları atmıştı ki, kendisi Suud hanedanı içindeki tek namuslu insan olarak tarihe geçti. Fakat babası Kral Abdülaziz yani Suudi Arabistan’ın ilk kralı ise Şerif Hüseyin iktidarı zamanında Londra’ya götürülüp, sadakat yemini ettirilmiş bir haindir. İngilizler sözde kurucu kral Abdülaziz’den el yazısı ile yazıp, mührünü bastığı bir taahhütname alırlar. Resimde gördüğünüz bu taahhütnamede Abdülaziz, kargacık burgacık el yazısı ile Filistin’de veya herhangi bir yerde “Yahudi devleti” kurulmasına muvafakat ettiğini ve hayatı boyunca İngilizlerden ayrılmayacağının sözünü verir. Güvenceyi alan İngiliz, Şerif Hüseyin’i tahttan indirip, yerine mevcut Kral Selman’ın bedevi babasını kral yapar.

EL HACC MALIK EL ŞAHBAZ (19 Mayıs 1925 – 21 Şubat 1965)

Yıl 1964, El-Hacc Malik El Şahbaz (Malcolm X) Filistin’de. Kısa süren ziyareti sırasında dönemin Gazze Mahkemesi Kadısı Muhammed Bessisu ile görüşür. Filistin mülteci kamplarını da dolaşan Malik Şahbaz, herkesin uyuduğu bir dönemde Filistin kurtuluş mücadelesine destek vererek adını bu sahada da meleklere ve tarihe yazdırır.

YASER ARAFAT (4 Ağustos 1929 – 11 Kasım 2004)

Filistin Kurtuluş Örgütü ve Filistin Direnişinin efsanevî lideri Yaser Arafat, Kahire’de dünyaya gelmiş, çocuk yaşlarda ailesiyle birlikte Kudüs’e yerleşmişti. FKÖ ile başlayan Filistin halkının hakkını arama mücadelesine El Fetih ile birlikte siyasî alanda da devam eden Arafat, önceleri İsrail’i tanımamış ancak 1988’de Birleşmiş Milletler’in 242 sayılı kararını kabul ederek bu duruşunu değiştirmiştir. Oslo’da yapılan görüşmeler sonrası kurulan Filistin Ulusal Yönetimi’nin ilk başkanı olarak görev yaptı. Yaser Arafat, barış görüşmelerinin anlaşmayla tamamlanması sonrası dönemin İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ile birlikte Nobel Barış Ödülü kazanmıştı.

RAİD SALAH (10 KASIM 1958 – GÜNÜMÜZ)

1948 Filistin İslami Hareketi lideri Raid Salah 2003 yılında Siyonist rejim istihbaratı tarafından yakın takibe alınan tutuklanarak 18 ay hapis cezasına çarptırıldı. Asılsız suçlamalarla iki yıl hapiste tutulduktan sonra şartlı olarak serbest bırakılan Salah’ın İsrail dışına çıkmasına izin verilmedi. Sık sık Kudüs’e girişi yasaklanan Salah, bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılıp seyahat gibi birtakım kısıtlamalardan mahrum bırakılmıştı. Salah tutuklanmasını şöyle özetliyor, “Çünkü hakkımdaki bu kararlar ve tutuklanmalarım İsrail’in zulmünün göstergesine dönüşüyor. Eğer zulüm giderek artıyorsa İsrail’in yıkılması yakındır. Ben ise Mübarek Mescid-i Aksâ’nın zaferi için ucuz bir bedel ödedim.” Geçtiğimiz yıllarda yeniden tutuklanan Salah, halen ev hapsinde. Kudüs-ü Şerif ve Medcid-i Aksâ’ya son 30-40 yılda en büyük hizmeti yapmış kişi olarak kabul ediliyor.

En büyük arzumuz ecdadımızın ve Kudüs’e hizmet eden diğer tüm İslam devletlerinin olduğu gibi bugünün İslam devletlerinin de direniş hareketlerine güç kazandırması maddi ve manevi desteklerini esirgememesi gerekmektedir. Kudüs’ün hakimiyetinin şanına yakışır bir şekilde Allah’ın razı olduğu kulların eline geçmesi gerekmektedir.

İnancımız odur ki bir gün mutlaka işgal altındaki Kudüs toprakları kurtarılacaktır. Bu kutsal belde eskiden olduğu gibi şanına ve şöhretine tekrardan kavuşacaktır.

Murat Elbir

Yorum bırakın