Bazılarımız için hayatta kalmak en büyük direniştir. Şairin de dediği gibi “Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir.” Tüm haksızlıklara, zulümlere karşı bir yumruk yükseltmenin adıdır yaşamak. O yumruğun içerisine, öfkeni de sevdanı da sığdırmanın adıdır. Sinende sarılmayı bekleyen yaraların varken davan için hiç durmadan yara almaya devam etmenin adıdır belki de. Kaybetmektir her şeyini, bir gün kazanacağın günün gelmesi uğruna. Uzakta bir yer var. Acının mutlak bir otorite olarak hüküm sürdüğü, zalimin zulmünün hiç bitmediği bir yer. Hani derler ya; umut, küçük bir çocuğun ışıltılı gözlerinde saklıdır diye. Bazı topraklarda çocukların yüzü hiç gülmez. Gülmek eylemi yalnızca onların suretlerinde anlam kazanıyor olsa da. Işıltılı bir çift göz ve yüzdeki tebessüme hasret, yaşlarla dolu simsiyah gözleri, keskin bakışları vardır onların. O bakışların karanlığında boğulur tüm insanlık.
Onlar için umut, sarıldıkları oyuncaklarından başka bir şey değildir. Tabi hâlâ ellerinde oynayacakları bir oyuncakları kaldıysa. Bir kelebek kadardır ömürleri. Kimi dünyaya gözlerini açamadan girer toprak altına kimi ise bir bayram günü bayramlıklarıyla kuş olur, uçar cennet yuvasına.
Yürümeden ölmeyi öğrenir o çocuklar. Yakılıp, yıkılmıştır dünyaları. Korktuklarında koşup sığınabilecekleri bir yuvaları yoktur, annelerinin kanatları daima uzaktır onlara. Yüzlerini her daim güldürecek bir babaları yoktur, çoktan kahraman olmuştur bir dava uğruna. Bu yüzden bu toprakların çocukları ürkek ama bir o kadar da cesur bir yürek taşırlar sol yanlarında. Ellerinde bir sapan bir de taş ile direnirler kalbi taş kesilmiş insanlığa. Filistin’de çocuksan annenin feryatları ile büyümüşsündür. Ninni nedir bilmezsin çünkü daha önce bomba seslerinden, insan çığlıklarından başka bir şey duymamıştır kulakların. Derin bir uykuya dalamazsın oralarda. Bir gece vakti apansız bomba sesleriyle doğrulursun yatağından. Uyanamamışsan bil ki ölmüşsündür, çocukluğun kalmıştır taş betonlar altında.
‘’Filistin’de çocuksan son gücünle haykırsan da duymaz sesini dünya. Çünkü senin varlığın bile korku salar düşmana. Bilirler ki her doğan bebek bir Selahaddin’dir. Selahaddinler yetiştikçe düşmez Mescid-i Aksa.’’
Rümeysa Ulgay
