Ortadoğu’nun en kıymetli beldesi olan Kudüs, eski ve gizemli bir tarihe sahip. Kudüs’ün jeopolitik önemi yüzyıllardır bu bölgede hâkimiyet mücadelelerinin yaşanmasına neden olmuştur. Kudüs Coğrafi konumu itibariyle çok önemli bir konuma sahip.
Kudüs şehri Filistin’in orta bölgesinde bulunmaktadır. Şehir Doğu ve Batı olarak iki kısımdan oluşur. Şehrin asıl kısmı Doğu Kudüs (eski Kudüs) tür. Eski Kudüs şehrinin kurulduğu yer dağlık bir bölgeden oluşuyordu. Mescidi Aksa ve Kubbet-us Sahra Moriya Dağında (seçilmiş dağ)kurulmuştur. Şehir, Akdeniz ve Ölüdeniz’in (Lut Gölü) kuzeyinde yer alıyor. Bereketli toprağa sahip olan Kudüs;
Birçok savaşa ve ölüme tanıklık etmiş, 2 defa yok edilmiş, 23 defa işgal edilmiş, 52 defa saldırıya uğramış ve 44 defa ele geçirilip kurtarılmış.
Üç semavi din için de önemli ve kutsal sayılan bir belde. Müslümanlar için Kudüs, Mekke ve Medine’den sonra 3. kutsal şehirdir. MS 610 yılında müslümanların ilk kıblesi olmuştur. Bir diğer önemi ise Peygamber Efendimiz (sav) İsra ve Miraç olayı burada gerçekleşmiştir. Yahudilikte ise kral Davud, milattan önce Kudüs’ü, İsrail birleşik krallığın başkenti olarak ilan ettiğini ve kral Davud dan sonra oğlu Süleyman’nin yerine geçince Hz. Süleyman mabedini inşa ettiği için Kudüs’ü kutsal kabul ediyorlar. Hristiyanlıkta ise Hz. İsa’nın burada çarmıha gerildiğine inanılır.
Kudüs, 637 yılında halife Ömer döneminde Bizans imparatorluğu ile yapılan savaşta Ebu Ubeyde bin Cerrah komutasındaki Râşidin ordusu Kudüs’ü kuşattı. 6 aylık kuşatmanın ardından Patrik Sophronius şehri Hz. Ömer’e teslim etmek şartıyla teslim olmuş. Hz. Ömer Kudüs teslim almak bizzat gitti. Tevazu göstererek giren Hz. Ömer Kudüs’e devesinin üzerinde değil yalın ayak girmiştir. Kudüs’ü teslim alan Hz. Ömer (ra), Hristiyanlar ile ahitnameyi imzaladı. Ve Hristiyanların can ve mal güvenliğini emniyete aldı. Hz. Ömer den sonra Kudüs’ün hâkimiyetini Emeviler aldı. Ve birçok hizmette bulundular. Önemli eserler inşa ettiler. Onlardan biri de Kubbet-üs Sahra’dır. Emevi Halifesi, Abdülmelik bin Mervan devrinde 687-691 yılları arasında inşa edilmiştir. Sonra şehre Abbasiler hükmetti. Abbasiler, Fatımiler ve Karmatiler arasında yaşanan askeri darbelerden dolayı şehir, 1071 tarihinde Selçukluların hâkimiyetine girdi. 88 yıl aradan sonra Kudüs, 1099 yılında 1. Haçlı seferleri sırasında tekrar Hristiyanların eline geçti. 70 binden fazla Yahudi ve Müslümanı kılıçtan geçirdiler.
1187 yılında Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü Hittin Savaşında Haçlıların elinden tekrar aldı. Şehre, restorasyon ve yenilenmesine katkı da bulmuş.
Kudüs birçok devletin hâkimiyetine girmiş, birçok savaş görmüş ona rağmen önemini yitirmemiş bir beldedir.
Osmanlıların da gözdesi olan Kudüs, 28 Aralık 1516’da Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferinde Kudüs’e girdiler. Osmanlı 400 yıl hakimiyeti altında olan Kudüs’e birçok hizmette bulunmuş. Yahudilerin, Müslümanların ve Hristiyanların huzurlu bir şekilde yaşamasını sağlamıştır. Birçok vakıf ve dernekler kurmuşlardır. Kanuni Sultan Süleyman, Sultan 4.Murad, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve 2.Abdülhamid han Kudüs Şehri için pek çok hizmette bulunmuştur. Osmanlı Döneminde 400 yıl boyunca barış ve huzur içinde yönetildi. 1.Dünya Savaşı’ndan sonra ise Kudüs’ün yönetimi Osmanlı idaresinden çıkarak İngiliz mandasına geçti ve 1948 tarihinde İsrail Devleti Batı Kudüs’te kuruldu. 1967 tarihinde İsrail Kudüs’ün tamamı işgal etti.
Birçok savaş, ölüme tanıklık eden Kudüs bugün de acının ve gözyaşının bitmek bilmediği zulüm devam ettiği bir belde.
14 Mayıs 1948 yılında BM kararıyla İsrail devleti kuruldu. İsrail devletinin kurulmasının ardından Arap-İsrail savaşları başladı.Filistin’in 5’te 4’ünü işgal ettiler. Kudüs şehri o tarihte ikiye ayrıldı, Batı Kudüs İsrail işgali altında kaldı, doğu Kudüs Ürdün kontrolünde Müslüman Arapların elinde kaldı. 1967 savaşının 7.Gününde İsrail Kudüs Eski şehrinin tamamını işgal etti. Günümüze kadar işgale devam eden İsrail masum insanları, çocukları, kadınları katlediyor.
Sosyal medya da görünce kınadığımız fakat görmediğimiz de unuttuğumuz Kudüs bir gün değil her gün işgal altında.
İsrail işgali haklı gerekçelerle gösterip meşrulaştırırak dünyanın gözü önünde Kudüs’ü ve Filistin topraklarını işgal ediyor.
Filistinlileri baskı ve işkencelerle evlerini yıkıyor, hatta yıktırıyor. Ve Filistinlileri göç etmeye zorluyor. İsrail dur durak bilmeden devam ediyor. Ekonomisinin %50 sini askeri alanda harcıyor. Bu da bize gösteriyor ki yok etme politikası yürütmeye devam edip sahip olmadığı toprakları işgale devam ediyor.
Ey Kudüs! Acının ölümün göz yaşının bir gün dinip bittiği gün özgürlüğüne kavuşacaksın.
Ne kadar garip ki öldürülen hakkından vazgeçti; öldüren vazgeçmiyor! Kudüsle ilgili yazılan her eser Kudüs’ün özgürlüğüne açılan bir kapı olması dileğiyle.
Songül Bayram
