“Mavi Marmara” gemisinde de bizzat bulunmuş islami ilimler üzerinde çalışmalarını sürdüren Ramazan Kayan 1956 yılında Malatya’da doğmuş hala radyo programcılığı ve aylık Özgün İrade Dergisinde genel yayın yönetmenliği yapmaktadır.
Mavi Marmara; 2010 yılında inanmış bir grup insanın bindiği geminin adı, ölümsüz cümlelerin ve ölümsüz insanların yol aldığı Gazze’ye açılan bir kapı idi. Bu kapının eşiğinde ise şehit Furkan Doğan göründü. Demirden ördükleri kubbe ile Gazze’nin özgürlük kanatları olan Mavi Marmara. Mavi Marmara’nın kanatlarında bulunan bir yiğit Furkan Doğan. İnceleyeceğimiz “Mavi Kırmızı’nın” anlatısı Mavi Marmara’da yaşanan destanın ve gençliğe destan yazan Furkan Doğan’ındır.
‘Mavi Kırmızı’ isimli kitap 12 bölümden oluşmuş Ramazan Kayan tarafından kaleme alınmıştır. 2015 yılında okuyucusuyla, Filistin davasının zuhur ettiği Mavi Marmara gemisinin aslının renklerine boyanmak isteyenlerle, buluşmuştur. “Onların gidebilecekleri bir kapıları yok, zaten bir yere gitme niyetleri de yok. Onun için biz onlara gidiyoruz”. Mavi Kırmızı, secde ile süslü bir sima olan Şehit Furkan Doğan’ın şehadetinin, çağrıya icabetin, vakur duruşların, sabrın, namazların, dökülemeyen gözyaşların, bilincin kelimeleşmesidir.
Mavi marmara, mananın maddeye meydan okumasıdır. “İnsanlık vicdanının nöbet tutmaya devam etmesidir..” Yara alan Gazze için tek yürek olan onlarca ülkeden yüzlerce insanda ma’şeri vicdanın ayağa kalkmasıdır. Cellatlarına bile insaniyet, merhamet ve hukuk öğretenlerin izleridir; hayatı öğreten Gazzelilerin misyonu gibi. Ebu cehillerin peygamber zamanında kalmadığı gibi Gazzeli olmanın da Gazze’de doğmakla olmadığı gibi. “Nice saldırılara göğsünü siper etmiş olan Gazze, bu sefer Gazze’nin özgürlüğü için yola çıkan yiğitleri karşılamak için bekliyor.” Ve bir kez daha anlaşılan Filistin’in bizi kurtaracağının göstergesidir.
Furkan ismi ile müsemma, fedakar, muttaki, umursamazlığa karşı çığlık, gençliğe çığır olan. Mavi Kırmızı’nın anlatısı ise samimiyetimizin ölçüldüğü bu sınavda kalpleri kendine bağlayan vakar sahibi Furkan’ındır, davalarına zeval verecek her hareketten kaçanların, seferde olanların, gelecek nesillere bırakılmış mücadelenindir. “O sıra Furkan’ın şehit olmadan hemen önce günlüklerine yazdığı son cümleler gözümün önüne geldi: ‘Şehadet şerbetine son saatler inşallah… Var mıdır acaba daha güzel bir şey? Varsa o da sadece annemdir. Ama ondan ben de emin değilim… İkisinin kıyası çok zor.. Şehadet mi, annem mi?’
Gemide yaşananlar afaki ve enfüsi direniş olarak kaim. İçsel yolculuk daha içtenlikli belirdi. Yeniden miladın müjdesi olan gemi; yol haritamız, direnişin adı, yükünün adı ise insanlık. “Şuan zaferi kazanmış durumdayız. Çünkü bütün dünya, Gazze ve Filistin davasına gönül verenlerin olduğunu gördü.”
Riya kabul etmeyen Filistin için tek bir mücadele yolu yoktur, asıl yapacağımız var olan alanlarda güçlü olmaktır. Bilmek, bulmak ve olmak sürecinde seferle yükümlüyüz. Genç nesle öğretmen olan Furkan Doğan gibi zulme karşı kıyamda devam etmeliyiz. Bilginin mahalli kalptir, biz müslümanlar ise kalplerinde kardeşleri için anahtar taşıyanlarız. Hayırlara anahtar şerlere kilit olabilme temennisiyle.
Kitaptan kavramlar
Afaki ve Enfüsi: Dış dünya ve insanın iç dünyası
Kaim: Var olan
Zuhur etmek: Belirmek
Muştulamak: Sevindirici haber vermek
Şiar: Ayırıcı özellik
Riya: İkiyüzlülük
syf: 41,48,113,141
Şeyma Erol
