Ey öğrendikçe sevdiğim, sevdikçe öğrenme gayretimin arttığı. Sevdikçe sevdirmeye çalıştığım, doldukça taşmak için çabaladığım. Öğrendikçe okyanustan bir damlayı bile öğrenemediğimi farkettiğim ve daha da derinlere dalmak istediğim. Derinlerdeki hazinene ulaşmak için çabaladığım sevdam. Sadece duymak isteyenin, anlamaya gayret edenin, fark edenin ve sevenin anlayabildiği tarzda konuşan hatta haykıran şehrim. Canımın cananı, vuslatıyla yandığım, heyecanla beklediğim, ümmetin turnusol kağıdı.
Tüm peygamberlerin namaz kıldığı, Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselamın da onlara imam olduğu kutlu mescid. Tüm peygamberlerin Allah Rasulü (sav)’e itaat edip arkasında namaz kılmalarıyla aslında hepsinin tevhid üzere dünyaya gönderildiğinin ve tek hak dinin İslam olduğunun kanıtlandığı beldem. Yeryüzü ve gökyüzünün kapısı, kalplerin anahtarı olan şehrim. Hüzün yılından sonra Peygamber Efendimizin hüznünün dindirildiği umut yurdu. Aslında bize verilen mesajları içinde barındıran yurt.
Ey taşları konuşan şehir. Düşünüyorum da, taşlarla Kudüs arasında ne kadar da bağ var. Hz. Davud (as) bir taş ile Calut’u devirdi Allah’ın izniyle. Tarih boyunca Filistinlilerin karşılarındaki düşman da taş yürekli oldu/oluyor. İlk intifadaya “Taş intifadası” dediler, Filistinliler taşlarla direndiler ve direniyorlar. Kudüs, Mescidi Aksa taşlarla, surlarla çevrili. Evler taştan. Hatta Filistinlilerin imanları taş gibi sağlam; direniş ruhları her daim aynı tazelikte, tıpkı taşın uzun ömürlü ve sağlam olması gibi. Taşlarla destanlar yazılıyor, taşlarla tanklar yeniliyor. Taşlara yazılan “Burada kalacağız” yazıları aslında tüm Filistin’e, tüm Filistinlilerin kalbine yazılıyor adeta. Hepsi elindeki son taşa kadar direniyor… Bizim taşa baktığımız gibi bakmıyorlar onlar, taşı bizim gördüğümüz gibi görmüyorlar. Tıpkı kaşığa bizim baktığımız gibi bakmamaları gibi. Bilirsiniz kaşık ile hapishaneden kaçan yiğitleri. Hani Prison Break’i yeniden yazan aslanlar. Hem de Prison Break sadece filmken onlar bunu gerçek hayata taşıdılar, hakikatte yaşadılar ve yaşattılar. İsrail’in güvenliği kuvvetli diye dünyaya sunduğu hapishaneden tek bir kaşıkla kaçan o esirler nice detayı hesaplayıp ne kadar uzun süren, sabır ve dikkat gerektiren bir hamle yaptılar. İçinde mühendisin de bulunduğu ve -tabiki- suçsuz yere hapse attıkları bu kahramanlar işgalcilere şunu söylediler: “Siz bizi burada tutmuyorsunuz, burası sizin değil. Biz istediğimizde gelir, istediğimizde gideriz. Çünkü bu vatan bizim; sizler geçicisiniz, bizler ise kalıcı.” Yeniden bulunduklarında yaşadıkları o kadar zulme rağmen hep güldüler mahkeme salonlarında. Bu gülüş de bir silah aslında. İşgale “Sizi yok sayıyoruz” mesajı veriyor, sözle söylemeden beden diliyle anlatıyorlar. Bu gülüşün arkasında ki nedenin imanlarının kuvveti olduğunu düşünüyorum çünkü onlar bu işin arka planını biliyor, sonucunu görüyor. İşgalciler bu dünyada kazanmış gibi görünseler de aslında hem dünyada hem de ahirette kaybedecek olan onlar. Ama buna karşılık Mescidi Aksa’nın onurlu mücadelesi içerisinde dünya ve ahirette kazanacak olan da Filistinli Müslümanlardır. İşte bunu bildikleri için veya kendileri üzerlerine düşen görevi yaptıkları için içleri rahat. Sonuçta Mescidi Aksa’nın özgürlüğü için giriyorlar hapse, Mescidi Aksa’yı bırakmadıkları için yaşıyorlar onca zorluğu. Allahu Teala Mescidi Aksa için ne yaptığımızı sorduğunda verecekleri cevapları hazır. Hatta kendileri konuşmasa da vücutlarında ki izler anlatacak Rabbimize…
Her insanın bir İsra’sı bir Mirac’ı vardır. Önce İsra yaşanır, sonra Mirac. Önce İsra yürütülür, sonra Mirac’a yükseltilir. Bizler kendimizi keşfederek, daha iyi hale getirmeye çalışarak ve geceleri Allah’a yakararak İsra’mızı gerçekleştirmeden miracımız olan yüksek ahlaki değerlerimizle ve secdelerimizle yükselemeyiz. Ahlakını güzelleştirmeyen esfel-i safilîn’de kalır, ahsen-i takvim’e yükselemez. Kendi miracımız olan namazımıza sadık olmadan miracın mekanına hadim olunmaz. İşte bu kıymetli dava için elimizden geleni yapmak ve bu uğurda İsra ve Miracımızı yaşayarak Mescidi Aksa’nın gerçek bir muhafızı olmak bizlere düşer. Rabbim niyetimizi ve istikametimizi makbul buyursun.
Rümeysa Özen
