عندما سقط جمرة  بيت المقدس KUDÜS’ E CEMRE DÜŞÜNCE

عندما سقط جمرة  بيت المقدس

KUDÜS’ E CEMRE DÜŞÜNCE

Toprağın bağrına cemre düşer, kar altında uyuyan güzeller gözlerini açar, toprağından silkelenip çiçek gözleriyle gülümser.

Kışın karından, tipisinden gülümseyen gözler görünmez. Seherde saba rüzgarlarıyla teheccüde kalkar. Şafak yerinin renklerinden sulanır.

Karanlığın gidip aydınlığın gelişine el çırpar. ”Bizi kış boyu karanlıkta bırakan kahrolsun” demeye vakitleri yok. Mevsimlik ömürlerinde güzel yüz, güzel kokularıyla bizi güzelleştirmeye çalışır.

Geleceğinin teminatı tohumlarını çiçek özleriyle besleyip büyütür, Yolcu! hesap defterinin yapraklarını bırak. Başını kaldır, Lalelere, güllere, çayırlara, otlara, ağaçların yapraklarına bak.

Her şey her an tazelenir. Güzelliğine güzellik, özelliğine özellik katar. Karıncalar yuvalarından çıkar.

Devler, filler, insanlar beni ezer korkusu taşımadan çalışmaya devam eder. Geçen senenin yıldırımları, depremleri bu seneki çalışmasına mâni olmaz.

”Bugün yağmur yağdırılır”, beni sel götürür, biri tepeler yuvadan çıkmamazlık etmez. Yolcu! ”Kudüs’e Cemre düştüğünde” İSLAM’a Cemre düşer!

Dünyaya ”İSLAM’ın CEMRESİ” düşer de ”Yedi iklim dört bucakta ”İSLAM” konuşulur.

Kimileri bülbül gibi şakır, kimileri yarasalar gibi çığlık atar. Hava bulutlanınca köpeğe, kediye, bülbüle, çiftçiye ”Ne olacak”? diye sorulur.

Köpek: ”kemik”, kedi: ”fare”, bülbül: ”Gül”, çiftçi: ”Yağmur” der. Tabiatla birlikte bizde yürüyelim yolcu! Ölüm sahillerinden Mescid-i Aksa’ya, yaylara doğru yükselelim. Geçtiğimiz mekanlara Kudüs, ilim, iman, İSLAM tohumları ekelim.

Amel-i Salih çiçekleri açtıralım. ”Dağına göre duman”, ”simaya göre sille” olur. Kudüs’ün yüce dağlarında açan kardelenler, çiçeklerle boy ölçmeye ihtiyaç duymaz, Mescid-i Aksa’da durur.

”Kudüs’ün zeytin ağaçları” güzellikte geri kalmaz. Rabbimizin kanunları ölüm sahillerinden ”KUDÜS’e”, dağlara, dağlardan ”GAZZE’nin Sahillerine ölüm değil cemre düşürür. Çiçeklerle, zeytin ağaçlarıyla güldeste olur.

Kudüs gibi, hava gibi, su gibi, toprak gibi olmalı. İslam cemresi, Kudüs cemresi gibi yeşertmeli. Engel tanımamalı. ”Yırtarım dağları, enginlere taşarım” demeli. Mescid-i Aksa’da hürriyet, ardımızda iyi izler olmalı.

Ağaçta çiçek, lambada ışık görünen su en yumuşak madde. En sert olanı, yumuşatır, eritir su bile. ”Su gibi aziz olmalı”. Kudüs olmalı.

Yusuf Yığman

عندما سقط جمرة  بيت المقدس

KUDÜS’ E CEMRE DÜŞÜNCE

تقع  مدينة جمرة في قلب الأرض، وتفتح الجميلات النائمات تحت الثلج أعينهن، وينفضن التربة ويبتسمن بأعينهن الزهرية، لا يمكن رؤية العيون

المبتسمة بسبب الثلوج والعاصفة الثلجية في الشتاء. يستيقظ للتهجد عند الفجر بهبوب رياح الصباح. ويسقى بألوان الفجر مكان. ويصفق بيديه ليزول

الظلام ويأتي النور. ليس لديهم الوقت ليقولوا: “اللعنة على إبقائنا في الظلام طوال الشتاء”. خلال حياتهم الموسمية، يحاول الوجه الجميل أن يجملنا

برائحته الجميلة. يغذي وينمو بذوره بخلاصات الزهور التي هي ضمانة مستقبله. مسافر! اترك صفحات دفتر حسابك. ارفع رأسك، انظر إلى زهور

التوليب، والورود، والمروج، والعشب، وأوراق الأشجار. يتم تحديث كل شيء في كل لحظة. يضيف جمالاً لجمالك وتميزاً لملامحك. النمل يخرج من

أعشاشه. يواصل العمالقة والفيلة والناس العمل دون خوف من سحقي. لن تمنعه ​​البرق والزلازل العام الماضي من العمل هذا العام. “اليوم ستمطر”

سيأخذني الفيضان بعيدًا، ولن تغادر التلال منازلهم أبدًا. المسافر! عندما تسقط جمرة في بيت المقدس تسقط جمرة في الإسلام! “نعمة الإسلام” تقع

 على العالم، و”الإسلام” يتحدث بها في “سبعة مناخات وأركان” البعض يغني مثل العندليب، والبعض يصرخ مثل الخفافيش. “ماذا سيحدث” للكلب

والقطة، والعندليب، والمزارع عندما يصبح الطقس غائما؟ يطلب. الكلب “عظم”، القط: “الفأر”، العندليب: “وردة”، الفلاح: “المطر”. دعونا نسير

بالطبيعة أيها المسافر! لننهض من شواطئ الموت نحو المسجد الأقصى ومصيف جبليين. فلنزرع بذوربيت المقدس والعلم والإيمان والإسلام في

الأماكن التي نمر بها. فلنجعل زهور العمل الصالح تتفتح. “الدخان حسب الجبل” يصبح “سخيفًا حسب الوجه”. قطرات الثلج التي تتفتح على جبال بيت

المقدس الشامخة لا تحتاج إلى أن تقاس بالزهور، فهي تتوقف عند المسجد

الأقصى. ”أشجار الزيتون في بيت المقدس” لم تتركين في الجمال. شرائع ربنا

 لا تجلب الموت، بل الوئام، من شواطئ الموت إلى ”بيت المقدس” إلى الجبال، ومن الجبال إلى ”شواطئ غزة.” تصبح حديقة ورود بها أزهار وأشجار

زيتون. ينبغي أن تكون مثل بيت المقدس، مثل الهواء، مثل الماء، مثل التربة. وينبغي للمجتمع الإسلامي أن يزدهر مثل مجتمع بيت المقدس. لا

ينبغي أن تكون هناك عقبات. ينبغي أن يقول: “سأهدم الجبال وأفيض في السهول”. يجب أن تكون هناك حرية في المسجد الأقصى وآثار طيبة خلفنا.

والماء هو أنعم مادة، وتظهر فيه الأزهار على الأشجار، ويظهر الضوء في المصابيح. حتى أصعب الأشياء يمكن تليينها وإذابتها بالماء. يجب أن تكون

مقدسة كالماء، يجب أن تكون بيت المقدس.

                                     
 يوسف يغمان

Yorum bırakın