VAAD EDİLMİŞ TOPRAKLAR

İsrail Kaynaklarının Konu İle İlgili Bölümleri :
1) O günde Rab, Abraham’la ahdedip dedi: ‘Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat
ırmağına kadar bu diyarı, Kenileri ve Kenizzileri ve Kadmonileri ve Hittileri ve Perizzilerive Refaları ve Amorileri ve Kenanlıları ve Girgaşileri ve Yebusileri senin zürriyetine(soyuna) verdim.’ (Tekvin 15)
2) Rab Hz. İshak’a vaadini şu şekilde bildirmektedir: “Mısır’a inme, sana söyleyeceğimmemlekette otur, bu diyarda misafir ol, seninle olacağım, seni mübarek kılacağım, çünkübütün bu memleketleri sana ve zürriyetine vereceğim ve baban İbrâhim’e ettiğim yeminipekiştireceğim ve senin zürriyetini göklerin yıldızları gibi çoğaltacağım, zürriyetine bütünbu memleketleri vereceğim, yerin bütün milletleri senin zürriyetinde mübarek kılınacaklar,çünkü İbrâhim sözümü dinledi ve tembihlerimi, emirlerimi, kanunlarımı ve şeriatlarımıtuttu” (Tekvin 26/2-5)
3) Yahova Hz. Yakub’a şöyle der: “Baban İbrâhim’in Allah’ı, İshak’ın Allah’ı rab benim.Üzerinde yatmakta olduğun diyarı sana ve senin zürriyetine vereceğim; senin zürriyetinyerin tozu gibi olacak, garba, şarka, şimale ve cenuba yayılacaksın, yerin bütün kabilelerisende ve senin zürriyetinde mübarek kılınacaktır” (Tekvin, 28/13-14).
4) Lut Avram’dan ayrıldıktan sonra, Rab Avram’a, “Bulunduğun yerden kuzeye, güneye,doğuya, batıya dikkatle bak” dedi, “Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana vesoyuna vereceğim. (Yaratılış 13:14-15)
5) “ Musa bunun için İsrailoğulları’na söyle. Ben Rabbim. Sizi Mısırlıların yükleri altındançıkaracağım…, sizi kendim için bir kavim olarak alacağım ve size Allah olacağım… veİbrâhim’e, İshak’a Yakub’a vermek için yemin ettiğim diyara sizi getireceğim ve onu sizemiras olarak vereceğim” (Çıkış, 6/2-8)
6) ‘Put yapmayacaksınız. Oyma put ya da taş sütun dikmeyeceksiniz. Tapmak için ülkenize putları simgeleyen oyma taşlar koymayacaksınız. Çünkü Tanrınız Rab benim.Şabat günlerimi tutacak, tapınağıma saygı göstereceksiniz. Rab benim. (Levililer 26)
7) “Eğer gerçekten sözümü dinleyecek ve ahdimi tutacaksanız, bana bütün kavimlerden haskavim olacaksınız; çünkü bütün dünya benimdir; ve siz bana kâhinler melekûtu vemukaddes millet olacaksınız” (Çıkış, 19/5-6)
8) İsrailliler günah işlediler. Onlarla yaptığım ve yerine getirmelerini buyurduğumantlaşmayı bozdular. Koşulsuz adanmış eşyaların bir kısmını çalıp kendi eşyaları arasınagizlediler ve yalan söylediler. (Yeşu 7:11)
9) Dünyada yaşayanlar onu kirletti. Çünkü Tanrı’nın yasalarını çiğnediler, Kurallarını ayaklar altına aldılar, Ebedi antlaşmayı bozdular. (Yeşaya 24:5)
10) O zaman diyecekler: Çünkü kendilerini Mısır diyarından çıkardığı zaman atalarınınAllah’ı Rabbin onlarla yaptığı ahdi bıraktılar ve bilmedikleri, ve kendilerine hisse olarakverilmemiş olan başka ilâhlara gidip kulluk ettiler, ve onlara secde kıldılar; ve bu kitaptayazılmış olan lânetin hepsini bu diyarın üzerine getirmek için Rabbin öfkesi ona karşıalevlendi; ve Rab öfke ile, ve gazapla, ve büyük hiddetle onları memleketlerinden söktü, vebugün olduğu gibi onları başka bir diyara attı. (Tesniye 19)
11) Tanrınız Rabbi çölde nasıl kızdırdığınızı anımsayın, hiç unutmayın. Mısır’dançıktığınız günden buraya varıncaya dek, Rabbe sürekli karşı geldiniz. (Tesniye 9:7)
Kur’an’ı Kerim’in Konu İle İlgili Bölümleri :
1) ‘Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yeryüzüne muhakkak benim salihkullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplumiçin yeterli bir mesaj vardır.’ (Enbiya/105)
2) ‘Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflaraayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağbırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı. Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekteolanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Yeryüzündeonları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.’ (Kasas/4-6)
3) Mûsâ, kavmine, “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır.Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır”dedi. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da.” Mûsâ,
“Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helâk edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp,nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. (Araf /128-129)
4) ‘Bizde Firavunun kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. İşte böyle yaptık ve onlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.’ (Şuara/59)
5) ‘Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi de (İsrailoğulları) içini bereketlerle doldurduğumuzülkenin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık rabbinin İsrailoğulları’na verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapıp yükselttikleribinaları yerle bir ettik.’ (Araf/137)
6) Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetinihatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı ve (diğer)toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.”
“Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.” Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlaroradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz.”Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onlarınüzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minleriseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.”Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”
Mûsa, “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, oyoldan çıkmışların arasını ayır” dedi.
Allah, şöyle dedi: “O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme.”(Maide/20-26)
7) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar,zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımdabulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim veandolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kiminkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” (Maide/12)
8) Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını datepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz kitabı sıkı tutun, onun içindekileridüşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimetive merhameti olmasaydı, herhâlde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. (Bakara/62-63)
AÇIKLAMALAR
Arz-ı Mev’ud Sınırları :
Tevrat’ın ifadelerine göre vaad edilmiş topraklar Fırat ve Nil nehirleri arasıdır. (Tekvin15)
Filistin, Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak ülkelerinin tamamını ; Mısır, Türkiye, İran ve SuudiArabistan ülkelerinin bazı kısımlarını içine alan topraklardır.
Kur’an-ı Kerimin ifadelerine göre vaad edilmiş topraklar Mısır ve Şam topraklarıdır.Araf Suresi 137. ayette geçen ‘ …o kavmi de (İsrailoğulları) içini bereketlerledoldurduğumuz ülkenin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık’ cümlesindedoğu ifadesi ile ‘Şam’, batı ifadesi ile ‘Mısır’ kastedilmektedir. Bununla birlikteİsrailoğullarının Mısır’a miraçı kılındığı yukarıda belirtilen diğer ayetlerde de açıkça görülmektedir.Şam topraklarının seçilmiş kulların ikamet yeri olacağı ise , Resulullah’ın (sallallahu aleyhivesellem) ‘… Şam’ı bırakma, şüphesiz o Allah-u Teâlâ’nın kendi toprakları arasında seçmiş
olduğu bir yerdir, kullarından seçtiklerini oraya toplar…’ *ifadesinden açıkça
anlaşılmaktadır.Şam’ın fazileti hakkında birçok hadisi şerif vardır ancak bu hadislerde Şam ifadesi ilekastedilen yer Suriye topraklarında bulunun Şam şehri değildir. Şam ifadesi ile kastedilen topraklar; Filistin, Ürdün, Lübnan, Suriye ve Fırat nehri sınırına kadar Türkiye’de bulunangüney kısımlarını da içine alan topraklardır.Tevrat ve Kur’an-ı Kerim’in çizdiği sınırlar karşılaştırıldığı zaman kısmen benzersınırlar olduğu görülmektedir.
*Ahmed ibni Hanbel, El Müsned, no:17005,28/215-216; Buhari, et-tarihu’l-kebir:5/33; Ebu Davud, Cihad:3, no:2483,2/6
Vaadin Muhattapları :
Tevratın ifadelerine göre bu topraklar Hazreti İbrahim, Hazreti Yakub, Hazreti İshak,Hazreti Yusuf, Hazreti Musa ve onların zürriyetlerine vaad edilmiştir.
Kuranı Kerimin ifadesine göre genel anlamda tüm yeryüzü özel anlamda ise sınırlarıbelirtilen topraklar, o günün müminleri olan İsrailoğullarına vaad edilmiştir. Dikkatedilmelidir ki bu vaad onlara ırkları sebebiyle değil, o günün müminleri ve salih kullarıolmaları sebebiyle verilmiştir.
Vaad Şartları :
Tevrat’ın ifadelerine göre vaadin yerine gelmesi için gerekli olan şartlar; put yapmamak, kendilerine verilen nimetleri saklamamak, Allah’ın emirlerini çiğnememek ve ahdi bozmamaktır.
Kur’an-ı Kerim’in ifadelerine göre hem bu dünya ile ilgili verilen vaatlerin hem de
ahiret hayatı ile ilgili verilen vaatlerin gerçekleşmesi için gerekli şartlar; Allah’a ortakkoşmamak, peygamberlere iman etmek ve onların izinden gitmek, zekat vermek,namaz kılmak, sabreden kullardan olmak, Allah’ın emirlerini yerine getiren veyasakladıklarından kaçınan salih kullardan olmaktır.
Vaadin Geçerliliği :
Tevrat’ın ifadelerine göre vaadin yerine gelmesi için gerekli olan şartları sağlamamalarısebebiyle vaad geçerli değildir.Kur’an-ı Kerim’in ifadesine göre doğru yolda oldukları dönemlerde Allah onlaraverdiği vaadi tamamlamıştır fakat daha sonra kendilerine, insanlara, peygamberlerinekarşı yaptıkları zulümler ve haddi aşmaları sebebiyle vaad edilen topraklar onlardanalınmıştır. Daha sonra Allah İsrailoğullarına mukaddes topraklar konusunda hiçbir vaatte bulunmamıştır.
Sonuç :
İsrailoğullarına vaad edilen toprakların olduğu hem kendi kaynaklarından hem
Kur’an-ı Kerimden yapılan çıkarımlarla doğrulanmıştır.Kur’an-ı Kerimde ve Tevrat’ta bu topraklar için çizilen sınırlar büyük ölçüdebenzemektedir.Kur’an-ı Kerime göre bu topraklar o günün müminleri ve salihleri olmaları sebebiyleonlara vaad edilmiştir. 1948 yılından beri çeşitli katliamlarla onlarca aileyikatleden, küçücük kız çocuklarına çeşitli yollarla musallat olup onları istediklerini yaptırmakiçin tehdit eden, kadınlara tecavüz eden, haksız yere gençleri tutuklayıp zindanlardaaçlık, susuzluk ve çeşitli işkencelerle o gençlere zulmeden, engelliler ve yaşlılar baştaolmak üzere savunmasız olan bireylere köpekleri saldırtarak yaralayıp öldüren, okula
gitmek için evinden çıkan küçücük çocukları dahi sebepsizce tutuklama hakkınıkendinde gören, diğer dinlerin ibadet merkezlerine zarar vermekte herhangi bir sorungörmeyen, 7 Ekimden bu yana çocuk parklarını, hastaneleri, okulları ve sivillerinsığındığı çadırları hedef alarak binlerce çocuk, kadın ve erkeği katleden, dahasayamadığımız onlarca zulümde baş karakter olarak yer alan bir kavim gerçektenAllah’ın mübarek kıldığı bu toprakları vaad ettiği salih kavim olma özelliğini hâlâtaşıyor mudur? Bugünün müminlerinin ve salihlerinin İsrailoğulları olmadığıaşikârdır. Bu vaat bugün İsrailoğulları için geçerliliğini korumamakla birliktebugünün mü’minleri için hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Allah’ın mübarek kıldığıBeytülmakdis topraklarına ve yeryüzüne ancak Allah’ın emirlerine uyan salih kullar mirasçı olabilir.

Yorum bırakın