DEVLET OLMADAN ÖNCE KATİL OLMAK

9 Nisan 1948- Deyr Yasin katliamı
29 Ekim 1948- saf saf köyü katliamı, davayima köyü katliamı
12 Ekim 1953-Kibya köyü katliamı
29 Ekim 1956-Kefer Kasım katliamı
15 Şubat 1968- Şeria nehri katliam
ı 10 Şubat 1970- Ebu Zebel katliamı
8 Eylül 1972- Suriye katliamı
16 Eylül 1982- Sabra ve Şatilla katliamı
8 Ekim 1990- Kudüs katliamı
25 Şubat 1994- Hz İbrahim camii katliamı
18 Nisan 1996- kana katliam
3 -15 Nisan 2002- Cenin katliamı
Aralık 2008- Gazze katliamı

Her insanın hayatında unutamadığı tarihler vardır. Kimimiz okula başladığımız, kimimiz mezun olduğumuz, kimimiz aile kurduğumuz, işe başladığımız, anne baba olduğumuz zamanları kalbimze ve zihnimize sarıp sarmalarız. Ancak bu yazımızda biz, bu  tarihlerde katliam kanlarıyla gölgelenmiş Filistin ‘i anlatacağız. İsrail bu katliamlarda kadın, çocuk, yaşlı demeden tüm dünyanın gözü önünde acımasızca bu insanları öldürmüştür. İnternette ya da kitaplarda bu katliamlarda ölen insanlar sadece bir sayı olarak önümüze çıkıyor, bazen 1000 kişi bazen 50 kişi bazen 100 kişi bazen 300 kişi hiç fark etmiyor; değişmeyen tek şey bunların bir sayı olması. Ne hikayeleri ne yaşadıkları ne çektikleri acılar ne isimleri… hiçbiri yok. İsrail Bu katliamlarına 1948’de sözde devletini ilan ettikten sonra değil çok daha öncesinde başlamıştır. İsrail 2. Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin mandası altında olan Filistin topraklarına yerleşmeye başladığından beri Filistin için  zulüm ve sürgün hayatı başlamıştır. Tarihin her aşamasında zulmünü arttırarak devam etmiştir. Yani İsrail devlet olmadan önce katil olmuştur. Sözde devletini bu katliamların üzerine kurmuş ve bu katliamlarla da günümüze kadar devam etmiştir. Dünya 1946’da da, 1948’de de, 1956’da da , 1968’de de, 1982’de de, 2002’de de tüm bu katliamlara göz yummuş; medeniyeti batasıca batı kör, sağır, dilsizi oynamıştı, şu an günümüzde de aynı tutumlarını üzerine katlayarak devam ettirmektedirler. Evet katliam diyoruz belki biz bir kelimeye sığdırıyoruz İsrail’in yapmış olduğu insanlık suçunu, hiçbir vicdanın hiçbir midenin kaldırmayacağı vahşetlerini yedi harfe sığdırıyoruz fakat burada yaşanan insanlık dramı 7 harf 1 kelimenin aklımızda canlandırdığı senaryodan çok çok daha fazlası. Her zaman dediğim İsrail’i asla normal bir devlet gibi düşünmeyin, siyonist bir Yahudi’yi asla normal bir insan gibi düşünmeyin. Bunlar kana susamış, her türlü iğrençliği yapmayı kendilerine mübah gören, hiçbir canlıya acıması olmayan, kendilerinden başka hiçbir cana saygı duymayan, kendilerinin çocuklarından başkasının çocuğunu dahi sevmeyen bırakın sevmeyi öldürüldüğüne sevinen ölümüyle mutlu olan yaratıklar. Nasıl olur da kendine anne diyen birisi binlerce öldürülen çocuklara sevinip kutlama yapabilir? Daha 1 aylık, 2 aylık bebekler katledildiği için kendini dünyanın en mutlu insanı gibi hissedebilir? O çocukların parçalanmış uzuvlarını gördükçe zevkten dört köşe olabilir? Peki tüm bunları yapana anne denir mi? Anneyi bırak, insan denir mi? Aklınız almıyor değil mi? Abarttığımı düşünüyorsunuz, bu kadar da olmaz ya, yok artık diyorsunuz. İşte bu yüzden siyonizm’i de siyonist Bir Yahudi’yi de iyi tanıyın yoksa mazlumların ahının tuttuğu gün onlara acımaya başlarsınız da merhamet edersiniz ve sizin merhametiniz mazluma ihanet olur. Bu katliamlar sadece toplu olarak insanların öldürüldüğü katliamlar değildir. Öldürmekten beter edildiği katliamlardır. Genç kızlara acımasızca tecavüz edildiği, daha canlıyken organlarının çıkarıldığı, uzuvlarının kesildiği, tanınamaz hale gelene kadar işkence edildiği, diri diri yakıldığı hatta bazen tabiri caizse zevkine vara vara yavaş yavaş öldürüldüğü, moraran ölmüş bebeklerin üst üste istiflendiği katliamlardır. Yani bir hayvanın başka bir hayvana dahi yapamayacağı ne varsa yapıldığı, bir vahşettir. Tahrip ettikleri kitaplarında ki vaat edilmiş Toprakları ele geçirmek adına Filistinlilere her türlü işkenceyi, eziyeti yapmayı kendine hak gören ve bunu yaparken de sevap işlediğini düşünen katillerden bahsediyorum . Okurken bile içiniz acıyor öyle değil mi? Acısın ve Kudüs özgür olana kadar bu acı hiç geçmesin, geçmesin ki ne kim olduklarını ne kim olduğumuzu unutalım. Geçmesin ki unutulmasın katliamlar, unutulmasın Filistin’de yaşanan acımasız acılar! Geçmesin ki saniyeler içinde evini, ailesini, geçmişini ve geleceğini kaybeden Filistinliler, sadece sayıdan ibaret olmasın zihnimizde!

Merve YARDIMCI

Yorum bırakın