•İBRAHİM CAMİİ’SİNDE KABRİ BULUNAN PEYGAMBERLER
Siyonist rejimin son kontrol noktası, Batı Şeria’nın güneyindeki el-Halil kentinde bulunan İbrahim Camii’nin 1994 yılında siyonist bir işgalcinin öldürülmesinin ardından yaklaşık yarısının kontrolü işgalciler tarafından ele geçirildi ve bugün bir Yahudi sinagoguna dönüştürüldü. Sinagoga dönüşen İbrahim Camii’nin bir bölgesinde 7 türbe bulunmakta olup bunlardan 5’i caminin işgalcilerin kontrolünde olan bir bölümünde yer almaktadır. Hz. İbrahim (as) ve eşi, Hz. İshak (as) ve eşi, Hz. Yakup (as) ve eşi ve Hz. Yusuf’un (as) kabirleri bulunan mağara işgalciler tarafından “Ata Babalar” şeklinde isimlendiriliyor. Harem-i İbrahim Camii’si bu nedenle sık sık siyonistlerin baskınlarına uğruyor.
Hz. İshak ve hanımının bulunduğu kabirler Müslümanlara ayrılan kısımda kalırken diğerleri ise Yahudilere ayrılan ve sinagoga çevrilen bölümde bırakılmış durumda.
Caminin çevresinde bulunan ve ağır silahlarla donatılmış olan işgalci İsrail askerleri her Filistinliyi izliyor, bazılarını zorla ararken bazılarını da gözaltına alıyor. İşgalci İsrail, camiye gelen her Müslümanı büyük bir dikkatle her köşede her kapıda bulunan modern güvenlik kameraları aracılığıyla kontrol ediyor. Hıfzı Ebu Süneyn (gazeteci), dört peygamberin kabr-i şerif-i bulunan Harem-i İbrahim’in yılda sadece 10 gün tamamen Müslümanların ibadetine açık olduğunu belirtmiştir. İşgalci İsrail’in tamamen Müslümanlara tahsis ettiği günlerde bile avlunun yüzde altmışının kapatıldığına dikkat çekmiştir

•HZ. MUSA’NIN (as) KABRİ
Hz. Musa’nın (as) kabri Kudüs’te, Mescid-i Aksa ile Eriha arasındaki kızıl kum tepelerinde bulunmaktadır. Eyyubi hükümdarı Selahaddin Eyyubi’nin 1187 senesinde Kudüs’ü fethinden sonra mezarın şu an bulunduğu yeri rüyasında gördüğü ve buraya külliye ile birlikte bir türbe inşa ettiği dile getirilmektedir. Yahudiler, Hz. Musa’nın kabrinin bulunduğu yer ile Hz. Yusuf ve Hz. Bünyamin’in annelerinin kabrinin bulunduğu yer aynı olmasına rağmen Hz. Yusuf ve Hz. Bünyamin’nin annesini Müslümanlardan korumayı ve Müslümanların o kabre ulaşmasını engelledikleri gibi Hz. Musa’nın kabri ile bu kadar ilgilenmemektedir. Bunun nedeni ise Yahudilerin kitaplarında geçen şu cümlelerdir: “(Hz Musa kastedilerek) kabri bir daha bulunmamak üzere kayboldu.” bu ifadeden dolayı Yahudiler Hz. Musa’nın kabrinin bir daha bulunmayacağına inanıyorlar ve aksi görüşe itibar etmiyorlar. Biz; elimizdeki kaynaklar ve tarih boyunca gelen İslam devletleri, devlet başkanları, din adamları oraya Hz. Musa’nın kabri diye itibar ettikleri için itibar ediyoruz. Buna itibar etmemizin en büyük sebebi ise Peygamber efendimizin buyurduğu “Vallahi ben orada olsam onun yol kenarındaki kırmızı kum tepesinin yanında bulunan kabrini size gösterirdim.” (Sa’lebi,s.188-190) hadis-i şeriftir.

HZ. DAVUD’UN (as) KABRİ
Hz. Davud’un (as) kabri Kudüs’te, Mescid-i Aksa’nın güneybatısında kendi adıyla anılan Davud şehrinde, Sion tepesinin üzerindedir. Kudüs’te 20. yüzyılın başında inşa edilmiş olan Dormition Manastırı yakınlarında yer alır. Mezarının bir Bizans kilisesi veya Roma Dönemi sinagogu olarak kabul edilen eski Hagia Zion’un kalıntılarının zemininde yer aldığı düşünülmektedir. Bina, Diaspora Yeshiva tarafından yönetilmektedir. Eskiden bir cami olan yapı işgalci İsrail tarafından bir sinagog haline getirildi; işgalci İsrail’in ilk dini alanına dönüştürme sürecine başlandı. İbadethane kuruldu ve dini semboller eklendi. Önceden Burak Duvarı Ürdün’ün kontrolündeyken sadece Müslüman ziyaretçilere açıktı. Bu nedenle Yahudiler dini ziyaret yeri olarak Hz. Davud türbesini tercih etmeye başladı. Çünkü Zion Dağı İsrail’in kontrolündeydi ve buraya rahatça girebiliyorlardı. 1948’den 1967’deki “Altı Gün Savaşına” kadar İsrail’deki en kutsal Yahudi bölgesi olarak kabul edildi.

• Hz. SÜLEYMAN’IN (as) KABRİ
Hz. Süleyman’ın kabri, Kudüs’te Kubbet’üs Sahra ve Mescid-i Aksa Kıble Camisinde bulunduğu Beytül Makdis’in mukaddes alanının içerisinde bir binanın içindedir. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde, eski dönem eserlerinde Hz. Süleyman’ın (as) bu yaptırmış olduğu mabedin içerisinde kabrinin de olduğunu belirten ifadeler yer almaktadır. Kabrinin bulunduğu yerde Hz. Süleyman’a (as) ait olduğunu belirleyen herhangi bir tabela, levha veya bir yazı bulunmamaktadır. Bunun nedeni ise Hz. Davud’un kabrinin ifşa olmasından sonra kabrin işgalci İsrail’in eline geçmesiyle birlikte ziyaret için giden Müslümanların yaşadıkları zorlukları aynı şekilde Hz. Süleyman’ın kabir ziyareti için de yaşamak istememeleridir.

•HZ. YUNUS’UN (as) KABRİ
Hz. Yunus’un (as) kabri Filistin’in el-Halil kentindedir. Kabir, el-Halil Camii’nin 15 dakika uzağındaki Nebi Yunus Camisii’nin içerisinde yer alır. Hz. Yunus’un (as) Filistin’de el-Halil kentinde Nebi Yunus Camii içerisinde yer alan makam-ı şerif’i vardır. Nebi Yûnus Camii’nin imamı ile yapılan bir söyleşide, Hz. Yunus’un (as) bir yıl kadar burada konakladığı ve buna binaen burada bir makamının inşa edildiğini belirtmiştir. Yine Filistin’in Batı tarafında Hz. Yunus’a (as) ait bir makamının daha olduğunu ancak orada işgalci İsrail yönetimi tarafından cami yapımına izin verilmediği için oraya camii yapılmadığını, asıl kabrinin ise Irak’ta olduğunu fakat yerinin bilinmediğini belirtmiştir.

İşgalci İsrail kirli ellerini Peygamberlerimizin kabirlerine uzatıyor! Bu çirkin ve zalim işgale dur de! Cephen nerde ise mücadeleni ver! Filistin buna değer!
Rojin Dinç
