İFTARDA NE EKSİK

On bir ay boyunca hasretini çektiğimiz bir zaman dilimine girmenin mutluluğunu yaşıyoruz tüm ümmet olarak. Ramazan-ı Şerif’in tatlı telaşı ilk sahurla beraber konuk oluyor gönüllerimize ve evlerimize. Ruhumuz gündüz aç kalmanın manası içinde dolanırken Kur’an zikriyle aslında ziyafete oturacağımız bir bereket vaktindeyiz.  Derin bir sessizliğin içinde tefekkürün eşiklerinden salına salına geçerken dünyadaki faniliğimizi yeniden yeni ufuklarda göreceğimiz bir Ramazan iklimindeyiz. Açlık sadece bedene has  değil ki gönlümüzün, ruhumuzun ve düşüncelerimizin de içimizi kemiren açlığını gidermek için hareketleniyor , cemre bekleyen bahar gibi  Ramazan’ın gelmesini bekliyoruz ve sofralarımızı donatıyoruz. Ama hangi sofralarımızı?
Şifa gibi bir mevsimden sadece mutfak sofralarımızı donatarak, çeşit çeşit tatlılar, tuzlular börekler, çörekler, çorbalar, etler, tavuklarla doyabileceğimizi zannederek çıkıyoruz çoğu zaman. Maddedeki sofralarımızda bir ziyafet hazırlarken manadaki sofralara oturmuyoruz bile. Ramazan-ı Şerif’te bizim için kurulan mana sofralarına oturamıyoruz. Heyecanımız eksik, coşkumuz cansız, bedenimiz uyuşuk ve halsiz.. Oysa önümüzde akın akın yiyecekler, içmeye doyamadığımız içecekler, iftar sahur arası öğünler, mükellef sahur sofraları.. fakat açız, bunca yiyeceğe karşı hala aç; bunca içeceğe karşı hala susuzuz.  O halde iftarda ne eksik?

İftar sofralarımızda kardeşlik, birlik, tefekkür, direniş ve mücadele eksik. Gazze’nin, Kudüs’ün, Cenin ’in iftar sofralarındaki heyecan, coşku, ümit eksik bizim sofralarımızda. Gazze topraklarında şehid kanı oluk oluk akarken aynı toprak üzerinde yeniden yeşermiş kalplerle Ramazan’ı karşılama heyecanından, diriliğinden mahrumuz. Manevi sofralarımızı donatamadığımız için bu büyük nimetlerden pay alamıyoruz. Enkazlar altındaki binlerce şehide rağmen yorulmadan, yıkılmadan, vazgeçmeden direnerek sevinmenin, sevinerek direnmenin tablosunu çiziyor direnenler. Bir ekmek, birkaç hurma, bir bardak su ile kurulan mütevazı sofralar Kur’an ile, zikirle, duayla, tebessüm, anlayış, merhamet ve muhabbetle heybetleniyor. Birkaç lokmaya karışık bin manevi gıda ile hayat veriyor Ramazan-ı Şerif… Kurşunların altında iftar sofrasına oturmak öldürmüyor da kardeşlerimizi,   kurduğumuz iftar sofralarındaki boykot ürünleri öldürüyor kardeşliğimizi. İşte bizim iftar sofralarımızdaki eksiklerimiz…İnananlara  bin aydan daha hayırlı gecelerin bahşedildiği Ramazan-ı Şerif bu  eksikleri tamamlamak için İlahi bir ikram adeta. Şimdi Ramazan’ın gölgesinde sofralarımızı donatma vakti. Ramazan’ın bereketiyle iftardaki eksiklerimizi tamamlama vakti…

Hilal Keleş

Yorum bırakın