(Yahudi Bayramları 1’in devamıdır.)
Küçük Bayramlar
•Hanuka
Tevrat sonrası döneme dayandığı için küçük bayram olarak nitelenir. Işıklar Bayramı olarak da isimlendirilir. M.Ö. 165 yılında İsrail topraklarında hüküm süren Grek Slevkos yönetiminin Helenleştirme politikasına ve Kutsal Mabed’i putperest ibadet merkezi hâline dönüştürmesine karşı dindar bir Yahudi grubun verdiği savaş sonucunda elde edilen zafer ve Mabed’in yabancı unsurlardan temizlenmesi anısına yapılan kutlama mahiyetindedir. Bu bayram, Yahudiliğin yok olmaktan kurtuluşu ve manevi, toplumsal bir vurguya sahiptir. Mabed’de daima yanan kandilin bir günlük yağla sekiz gün boyunca yanması mucizesine atfen sekiz gün boyunca evlerde mum yakılır. Hristiyanların Noel kutlamasına denk gelen bu kutlama bilhassa liberal Yahudi cemaatlerinde Noele alternatif olarak çıkarılmaktadır.
•Purim
Kurtuluş vurgusu taşıyan ve “Kuralar Bayramı” olarak da isimlendirilen bu bu bayram, eski Pers Yahudi cemaatinin vezir Haman tarafından yok edilme girişimine karşı Yahudi kökenli Kraliçe Ester’in yardımıyla kurtarılması anısına kutlanır. Haman’ın katliam tarihini belirlemek için kuraya başvurmasından dolayı “kuralar” manasında Purim ismi verilmiştir. Pesah’tan bir ay önce kutlanır. Çocukların kostümlerle Yahudilerin Haman’ın elinden kurtuluşunu canlandırdığı ve yetişkinlerin sarhoş olana dek içki içtiği bu bayram bir karnaval havasında geçer.
Modern Bayramlar
Bu bayram grubu Yahudi tarihi içerisindeki üzücü veya önemli olaylara tesis edilen anma günlerini ifade eder. İlk defa modern İsrail devleti (!) tarafından resmi bayram olarak belirlenen bu günlerden ilki ağustos ayının dokuzuncu gününe denk gelen ve Birinci ve İkinci Mabed’in yıkılışı ve Kudüs’ün yâd edildiği “Matem Günü”dür. Bu günde de oruç tutulur. Bu bayramın muhtevasına zamanla başta Haçlı seferleri olmak üzere Yahudi tarihinde yer alan başka katliamlarda eklenmiştir.
Bir diğer anma günü Nazilerin 2. Dünya Savaşı sırasındaki Yahudi katliamı anısına eklenen “Holokost ve Direniş Günü”dür. Bundan bir hafta sonra da modern İsrail devletinin (!) kuruluş günü kutlaması olan “Bağımsızlık Günü” yer alır.
Siyonizmin temelinde yer alan Siyona dönüş hayali, adeta Yahudi kimliğinin temelini oluşturmaktadır. Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Mabet inşa etme fikri bayramlarının dahi temel vurgusunu oluşturuyor. Bu ideal uğruna Filistin’in her şehrinde bilhassa Gazze’de yıllardır uyguladıkları zulüm ortadadır. Yahudilerin milli bilinç ve kültür adı altında dünya kamuoyuna masumca sundukları bayramları geçen her günle bir Filistinlinin hayatının kaybına, hakkının gaspına ve toprağının işgaline zemin hazırlama çalışmasıdır. Yahudiler, kendi milli ve dini değerlerini yaşatma uğruna başkalarının milli değerlerini hiçe sayan ve gerçekleştireceği yıkım üzerine Müslümanların üç kutsalından biri olan mübarek Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine yeni Mabed inşa etme ideolojisi uğruna bir milletin kimliğini, tarihini, kültürünü ve dahi canlarını yeryüzünden silmek için çalışmaya devam ediyor. Ve tüm bunları kamuoyuna basit bir kültürel etkinlik olarak sunmaktalar.
Yahudi inancındaki bayramları incelediğimizde “Mabed” vurgusunun on plana çıktığını görüyoruz. Bununla birlikte Yahudi litaratüründe “Siyon” olarak bilinen kadim Kudüs şehrini, kendileri için dünyaya egemen olma politikasının başkenti haline getirdikleri bu şehirde yıkımları, işgalleri, Kudüs halkına yönelik cani politikaları her gün devam etmektedir. Kendi bayramlarında tüm ritüellerini rahatlıkla hatta polis koruması eşliğinde gerçekleşirtirirken Filistinlilerin kendi inançlarının gereğini yerien getirmelerine engel olmaktalar. Mübarek Mescid-i Aksa’ya günde en az yüz kere baskın düzenleyen işgalciler, mübarek mescitte Müslümanların namaz kılmasına engel olmakta, elli yaş altı Müslümanların mübarek mescide girmesini yasaklamakta ve özellikle Müslümanların özel gün ve gecelerini kollayıp bu zaman dilimlerinde Müslümanları kışkırtarak onları kendi inançlarını yerine getirme hürriyetinden alıkoymaktadır. Bayramları bu tür işgal politikalarına kılıf eden işgalciler, tüm bu yaptıklarını ibadet saymaktadır.
Her yeninin eskimesi, her yaşayanın ölmesi gibi zulmün de âbâd olmayacağı bir gerçektir ve bu zulmün sonu da Allah’ın izniyle kim mâni olmaya çalışırsa çalışsın gelecektir. Biz de o güne dek ateşe su taşıyan karınca misali elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Her birimiz bulunduğumuz cephede boykot, dua, şuur ya da şuurlandırma çalışmalarıyla gayret etmeye devam edeceğiz.
Özgür Beytülmakdis’te buluşmak duasıyla…
“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim/42)
